









2 Kasım Çarşamba günü Sudan'a kurban kesmek amaçlı gidecek 8 kişilik ekibimiz ve yolcu etmeye gelen dostlarımızla havaalanında buluşup 9:20 uçağıyla istanbula hareket ettik. Eyüp ve Samet abiler bizden özel işleri için ayrıldı biz de vakit geçirmek amaçlı zaman gazetesi binasına gittik. Binayı gezdirdiler, yemek yedik saolsun arkadaşım birol abi geldi lafladık. 1 gibi çıkıp Eyüp Sultan'a gittik. bir rehber eşlik etti ki herşeye hakim. tarihi yalayıp yutmuş. hayran kaldım doğrusu. kendim gezsem 10 dakka sürecek Eyüp Sultan turu sayesinde bir kaç saat sürdü,bizi baya bi bilgilendirdi saolsun.peşine topkapıya gittik, bir esnaf lokantasında köfte yedikten sonra panorama 1453 ü ziyaret ettik. ardından havaalanına doğru hareket ettik. o lounge senin bu lounge benim içeri 8 kişi girmeyi denedikten sonra başarılı olamayınca starbucksa oturduk. akşam 21:20 deki thy uçağına binip direkt Sudana uçtuk. dört buçuk saat gibi bir yolculuktan sonra yolculuğumuz bitti.
Ve Sudan...
İnince elçilikten az süremiz kaldığından alamadığımız vizeyi kapıda almak için sıraya girdik. Uluslararası havaalanında hiç ingilizce bilmeyen birisi olması işlerimizi baya bir zorlaştırdı. vize formları karmakarışıktı. zor bela doldurduk. yanlış dolduğumuz kısımları ikaz ettiler, düzelttik. vize işlemlerinden sonra valizleri almak için bekledik. kimse yokmu derneğinden birileri yanımıza gelip valizlerin aranması amaçlı uçaktan inerken tebeşirle çarpı işareti koyulduğunu o yüzden de ıslak mendille silmemizi söyledi. oraya dışarıdan yolcu olmayan birinin girmesi tuhafıma gitmişti ki aynı çocuk vize formlarını doldururken daha içerdeki kısımda dahi yanımızdaydı. çarpı işaretleri olan valizleri temizledik ki benim valizime zaten koymamışlardı. tüm valizleri alduktan sonra dışarı çıkıyorduk önden 1-2 kişi çıktı peşinden ben peşinden birkaç kişi çıktık ki zeki abinin çarpısının silindiğini anladılar ve valizleri aramaya götürdüler. biz güveliğin az önünde beklerken biz de içeride bulduk kendimizi. aradılar aradılar, ne arıyorlarsa.
tozlu giyimin sahibi hüseyin abinin sudanlı çocuklara hediye olsun diye gönderdiği oyuncak dolusu valizlerden birini zeki abi sahiplendi 75 dolar ceza yedi diğerinin 45 dolarlık cezası da bana yazıldı.( not: ortak giderden ödendi hepsi ) adamlara anlatacam diye dilimde tüy bitti bunların sudanlı çocuklar için hediye olduğunu ama dinlemeyip gümrük vergisi ödettiler işte bize. girişteki bunca tatsızlıktan sonra bizi karşılamaya gelen minibüsle rehberimiz Burhan eşliğinde Sudan Türk okuluna geçtik. namazımızı kılıp , 8 kişilik odamızda gece sıcaklığından kaynaklı başımızın üstünde dönen pervaneler eşliğinde yattık.
Sabah 11 de kalkacaktık aslında ama osman abinin saati bana şaşırtmasıyla 9 da ayaktaydım yane 3-4 saat uykudan sonra uyandım diyebilirim. zeki abi kapı tarafında diğer tarafımda da osman abinin yatağı vardı, onun yanında da sametin .(bunları unutmamak için yazıyorum hee, yoksa kime ne yane :) erkenden yemekhaneye gitmemize rağmen çay henüz olmadığından biraz beklemek zorunda kaldık. Sudanda aç kalabiliriz ihtimalinden kaynaklı valizimin yarısını yiyecekle doldurdum diyebilirim.
sabah kalktıktan sonra minibüsle şehir turuna çıktık. sıkma meyve suyu içtik peşine öğlen namazını kılmak için bir camiye gittik.
camilerde ezan okunuyor mesela sünnetten sonra farza durmak için cemaat bekleniyor. bi vakit namazı 40-45 dakika sürüyor nerdeyse zaten Sudanlılar mezheplerinden ötürü olsa gerek camide yatıyorlar , bacak bacak üstüne atmalar ne bilim çok rahat insanlar. o yüzden dedim bizimkilere vakit namazlarını camide kendimiz cemaat yapıp kılalım diye ama şehirde zaten pek görülecek bişi olmadığı için hep cami imamının arkasına durduk.
toplam 4 gün kaldık şehirde görülmeye değer pek bişi yoktu. hatta hiçbişi yoktu desem yeridir.
3-4 tane 10-15 katlı bina gerisi harap bitap binalar hep.
bir tane Türk camii vardı ilk gün oraya gittik. hani Sudanda memleketimizden gelen taşlarla yapılan bir camii bulduk ya o yüzden fotolar falan çekindik durduk. 3.gündü sanırsam yine aynı camide istanbuldan gelen bir türk grupla karşılaştık avluda henüz yeni gelmişler hartuma. birisine dedim ki içlerinden yahu türk camisi buldunuz diye foto çekinmek için acele etmeyin zaten şehirde görülecek gezilecek bi mekan yok hergün buraya geleceksiniz hani ilk ve son uğrayışınız olmayacak bu camiye. hadi yaaa demişti.
türklerin açtığı bi avm var afra diye onun da mermerleri çok aşağılamak gibi olmasın ama bizim mağazaların wc sindeki taşlardan pek farkı yok. supermarket falan var caminin altında beğendim onu gerçi, oraya 10 beden büyük gelmiş.
hediyelik eşya bakmak için 1-2 mağaza gezdik yahu hiç mi bişi olmaz. ilk kez elim bomboş döndüm bir ülkeden.
foto da çektim baya bi ama genelde aynı tip kareler . fakirliğin getirmiş olduğu yoksulluk görüntüsünü avrupalı insanlar çok sömürüp dalga geçince magazin sayfalarında halkın fotoğraf çekenlere karşı bi antipatisi oluşmuş.
havanın sıcaklığından kaynaklı şöyle alengirli amerikanvari bir şapkam vardı ablamın hediyesi onu takıyordum ama kurban dağıtmak misyonumuzu eda edecekken insanlara üstten bakıyor havası vermemek amaçlı kuzenimin arabistandan getirdiği takkeyle dolaştım hep.
aracın kliması çalışmıyordu rehbere söyledik o da şöföre söyledi. klima bozukmuş zaten kış ayı olduğu için de çok lazım olmadığından yaptırmıyormuş :) oysa biz sıcaktan baya bunalıyorduk yane....
kurban bayramının 1.günü bayram namazını açık stadyum gibi bir alanda kıldık. nerdeyse sabah saat 9 da ancak bitti. sudan ve başka ülkelerden gelenlerle bayramlaşmaya çalışıp peşine okula gittik ve mezbahaneye doğru yola çıktık.bizim için kesilecek büyükbaşların kesilme sırası saat 2 gibi geleceğinden beklemeyelip dedik tekrar okula döndük kavurma yedik sabah kahvaltısı için. öğlen yemek yiyip tekrar mezbahaneye gittik. bazı Sudanlıların et çalma girişimlerinden dolayı hayvanların başında durduk. gözümüzün önünde kesildi doğrandı parçalara ayrıldı poşetledi abiler ve alıp aracımıza dağıtıma çıktık. akşam 6 da ancak çıkabildik dağıtıma. ufak çocuklara bebek ve araba hediye edip bazı evlere cebimizdeki paralardan yardım olarak verdik, çocuklara cep harçlığı evlere et dağıttık.
akşam 9 gibi döndük okula. gece 12 ye kadar hazırlandık Türkiyeden getirdiğimiz konserveleri yedik açlıktan falan ve havaalanına yola çıktık. 3.sınıf havalimanında işlemlerimiz yapıldıktan sonra 1 saat rötarlı olmak üzere İstanbula doğru yola çıktık. yediğim konserveden dolayı midemi bozmuşum uçakta istiğfar ettim, biraz fenalaştım.
Sabah geldik güzelim ülkeme... Samsun uçağımız öğlen saati olduğu için taksiye binip bakırköydeki van kahvaltı salonuna gittik. bi güsel karnımızı doyurduk orada. peşine uçağımıza binip memleketimize döndük.
Havaalanında dostlarımız karşıladı, ali boz abi, serhat abi, faruk abi, muammer ve niceleri saolsun gelmişlerdi.
Bir sonraki kurbanda bakalım hangi ülkeye gitmek nasip olacak...
Allaha şükür, nihayet ayrıntıları öğrendik. darısı köy yazısına. tabii hatırlayabilirsen.
YanıtlaSilzekiye