8 Kasım 2011 Salı

Hiçbirşeyi olmayan ülke :Sudan











2 Kasım Çarşamba günü Sudan'a kurban kesmek amaçlı gidecek 8 kişilik ekibimiz ve yolcu etmeye gelen dostlarımızla havaalanında buluşup 9:20 uçağıyla istanbula hareket ettik. Eyüp ve Samet abiler bizden özel işleri için ayrıldı biz de vakit geçirmek amaçlı zaman gazetesi binasına gittik. Binayı gezdirdiler, yemek yedik saolsun arkadaşım birol abi geldi lafladık. 1 gibi çıkıp Eyüp Sultan'a gittik. bir rehber eşlik etti ki herşeye hakim. tarihi yalayıp yutmuş. hayran kaldım doğrusu. kendim gezsem 10 dakka sürecek Eyüp Sultan turu sayesinde bir kaç saat sürdü,bizi baya bi bilgilendirdi saolsun.peşine topkapıya gittik, bir esnaf lokantasında köfte yedikten sonra panorama 1453 ü ziyaret ettik. ardından havaalanına doğru hareket ettik. o lounge senin bu lounge benim içeri 8 kişi girmeyi denedikten sonra başarılı olamayınca starbucksa oturduk. akşam 21:20 deki thy uçağına binip direkt Sudana uçtuk. dört buçuk saat gibi bir yolculuktan sonra yolculuğumuz bitti.

Ve Sudan...
İnince elçilikten az süremiz kaldığından alamadığımız vizeyi kapıda almak için sıraya girdik. Uluslararası havaalanında hiç ingilizce bilmeyen birisi olması işlerimizi baya bir zorlaştırdı. vize formları karmakarışıktı. zor bela doldurduk. yanlış dolduğumuz kısımları ikaz ettiler, düzelttik. vize işlemlerinden sonra valizleri almak için bekledik. kimse yokmu derneğinden birileri yanımıza gelip valizlerin aranması amaçlı uçaktan inerken tebeşirle çarpı işareti koyulduğunu o yüzden de ıslak mendille silmemizi söyledi. oraya dışarıdan yolcu olmayan birinin girmesi tuhafıma gitmişti ki aynı çocuk vize formlarını doldururken daha içerdeki kısımda dahi yanımızdaydı. çarpı işaretleri olan valizleri temizledik ki benim valizime zaten koymamışlardı. tüm valizleri alduktan sonra dışarı çıkıyorduk önden 1-2 kişi çıktı peşinden ben peşinden birkaç kişi çıktık ki zeki abinin çarpısının silindiğini anladılar ve valizleri aramaya götürdüler. biz güveliğin az önünde beklerken biz de içeride bulduk kendimizi. aradılar aradılar, ne arıyorlarsa.
tozlu giyimin sahibi hüseyin abinin sudanlı çocuklara hediye olsun diye gönderdiği oyuncak dolusu valizlerden birini zeki abi sahiplendi 75 dolar ceza yedi diğerinin 45 dolarlık cezası da bana yazıldı.( not: ortak giderden ödendi hepsi ) adamlara anlatacam diye dilimde tüy bitti bunların sudanlı çocuklar için hediye olduğunu ama dinlemeyip gümrük vergisi ödettiler işte bize. girişteki bunca tatsızlıktan sonra bizi karşılamaya gelen minibüsle rehberimiz Burhan eşliğinde Sudan Türk okuluna geçtik. namazımızı kılıp , 8 kişilik odamızda gece sıcaklığından kaynaklı başımızın üstünde dönen pervaneler eşliğinde yattık.
Sabah 11 de kalkacaktık aslında ama osman abinin saati bana şaşırtmasıyla 9 da ayaktaydım yane 3-4 saat uykudan sonra uyandım diyebilirim. zeki abi kapı tarafında diğer tarafımda da osman abinin yatağı vardı, onun yanında da sametin .(bunları unutmamak için yazıyorum hee, yoksa kime ne yane :) erkenden yemekhaneye gitmemize rağmen çay henüz olmadığından biraz beklemek zorunda kaldık. Sudanda aç kalabiliriz ihtimalinden kaynaklı valizimin yarısını yiyecekle doldurdum diyebilirim.
sabah kalktıktan sonra minibüsle şehir turuna çıktık. sıkma meyve suyu içtik peşine öğlen namazını kılmak için bir camiye gittik.
camilerde ezan okunuyor mesela sünnetten sonra farza durmak için cemaat bekleniyor. bi vakit namazı 40-45 dakika sürüyor nerdeyse zaten Sudanlılar mezheplerinden ötürü olsa gerek camide yatıyorlar , bacak bacak üstüne atmalar ne bilim çok rahat insanlar. o yüzden dedim bizimkilere vakit namazlarını camide kendimiz cemaat yapıp kılalım diye ama şehirde zaten pek görülecek bişi olmadığı için hep cami imamının arkasına durduk.
toplam 4 gün kaldık şehirde görülmeye değer pek bişi yoktu. hatta hiçbişi yoktu desem yeridir.
3-4 tane 10-15 katlı bina gerisi harap bitap binalar hep.
bir tane Türk camii vardı ilk gün oraya gittik. hani Sudanda memleketimizden gelen taşlarla yapılan bir camii bulduk ya o yüzden fotolar falan çekindik durduk. 3.gündü sanırsam yine aynı camide istanbuldan gelen bir türk grupla karşılaştık avluda henüz yeni gelmişler hartuma. birisine dedim ki içlerinden yahu türk camisi buldunuz diye foto çekinmek için acele etmeyin zaten şehirde görülecek gezilecek bi mekan yok hergün buraya geleceksiniz hani ilk ve son uğrayışınız olmayacak bu camiye. hadi yaaa demişti.
türklerin açtığı bi avm var afra diye onun da mermerleri çok aşağılamak gibi olmasın ama bizim mağazaların wc sindeki taşlardan pek farkı yok. supermarket falan var caminin altında beğendim onu gerçi, oraya 10 beden büyük gelmiş.
hediyelik eşya bakmak için 1-2 mağaza gezdik yahu hiç mi bişi olmaz. ilk kez elim bomboş döndüm bir ülkeden.
foto da çektim baya bi ama genelde aynı tip kareler . fakirliğin getirmiş olduğu yoksulluk görüntüsünü avrupalı insanlar çok sömürüp dalga geçince magazin sayfalarında halkın fotoğraf çekenlere karşı bi antipatisi oluşmuş.
havanın sıcaklığından kaynaklı şöyle alengirli amerikanvari bir şapkam vardı ablamın hediyesi onu takıyordum ama kurban dağıtmak misyonumuzu eda edecekken insanlara üstten bakıyor havası vermemek amaçlı kuzenimin arabistandan getirdiği takkeyle dolaştım hep.
aracın kliması çalışmıyordu rehbere söyledik o da şöföre söyledi. klima bozukmuş zaten kış ayı olduğu için de çok lazım olmadığından yaptırmıyormuş :) oysa biz sıcaktan baya bunalıyorduk yane....
kurban bayramının 1.günü bayram namazını açık stadyum gibi bir alanda kıldık. nerdeyse sabah saat 9 da ancak bitti. sudan ve başka ülkelerden gelenlerle bayramlaşmaya çalışıp peşine okula gittik ve mezbahaneye doğru yola çıktık.bizim için kesilecek büyükbaşların kesilme sırası saat 2 gibi geleceğinden beklemeyelip dedik tekrar okula döndük kavurma yedik sabah kahvaltısı için. öğlen yemek yiyip tekrar mezbahaneye gittik. bazı Sudanlıların et çalma girişimlerinden dolayı hayvanların başında durduk. gözümüzün önünde kesildi doğrandı parçalara ayrıldı poşetledi abiler ve alıp aracımıza dağıtıma çıktık. akşam 6 da ancak çıkabildik dağıtıma. ufak çocuklara bebek ve araba hediye edip bazı evlere cebimizdeki paralardan yardım olarak verdik, çocuklara cep harçlığı evlere et dağıttık.
akşam 9 gibi döndük okula. gece 12 ye kadar hazırlandık Türkiyeden getirdiğimiz konserveleri yedik açlıktan falan ve havaalanına yola çıktık. 3.sınıf havalimanında işlemlerimiz yapıldıktan sonra 1 saat rötarlı olmak üzere İstanbula doğru yola çıktık. yediğim konserveden dolayı midemi bozmuşum uçakta istiğfar ettim, biraz fenalaştım.
Sabah geldik güzelim ülkeme... Samsun uçağımız öğlen saati olduğu için taksiye binip bakırköydeki van kahvaltı salonuna gittik. bi güsel karnımızı doyurduk orada. peşine uçağımıza binip memleketimize döndük.
Havaalanında dostlarımız karşıladı, ali boz abi, serhat abi, faruk abi, muammer ve niceleri saolsun gelmişlerdi.
Bir sonraki kurbanda bakalım hangi ülkeye gitmek nasip olacak...

27 Ağustos 2011 Cumartesi

17 Ağustos 2011 Çarşamba

4.Geleneksel Bellona İftarı




























































































Dün akşam tüm ekip ile bölgeden bekir,selahattin,savaş,mithat beylerin katılımıyla amisos otelin restaurantında iftarımızı açtık. çaydı kahvedi muhabbetti derken programı bitirip fuara doğru yavaş adımlarla bi 25-30 kişilik toplulukla ilerledik.
Atatürk heykeli önünde 1-2 poz çekildikten sonra fuara geçtik.
Fuarda baya bi jeton alıp ilk başta balerine bindik. ilk başta değil aslında ilk ve son olarak balerine bindim desem yeridir. Balerin döner dururken semazen gibi kendi etrafında midem bulandı ve istiğfar ettim. benimle beraber balerinde dönmekte olan 15-20 arkadaş el kol hareketleriyle görevliyi uyarınca balerini durdurdular da inmek nasip oldu. inince baya bi kötü oldum. kendime gelemedim yüzüm benzim attı.
az kenarda oturdum arkadaşlardan gondola binenlerin fotolarını çektim peşinden f.nur hanım ve fuatbeyle araca bindim orada da maşallah bi istiğfar daha doğruuuu büyük anadolu hastanesi acile.
5-10 dakka bekledikten sonra doktor bey baktı, bulanmayı önlemesi amaçlı iğne yapıp gönderdiler . fuatbey eve kadar aracı kullandı saolsun. eve gelince de cumburlop yatağa....
sanırsam bugün en azından samsundaki son lunapark maceramdı. bundan sonra bitek atlıkarıncaya binerim artık :)

http://www.aripazarlama.com.tr/haber.php?id=144

1 Ağustos 2011 Pazartesi

3.Geleneksel Bellona Pikniği











Günlerden pazar ,yarın mübarek ramazan ayının ilk günü. iş yoğunluğundan her yıl yaptığımız
pikniği kıl payı kaçırıyorduk ki yapmayı bugüne nasip oldu. sabah 8 de uyanıp yol üstünde olan arkadaşları alıp atakumdaki elitten dün sipariş verdiğim pideleri almaya gittim. 8:40-45 geçe ordayım dedim. biz çok dakiğiz ürün tedariğinde milletten dakik olmasını bekliyoruz. 40-50 dakika kadar bekledik pastane önünde. pidelerimiz çıkınca sıcak sıcak buluşma noktasına doğu parktaki anfi tiyatronun yanına gittik.
şubelerdeki müsait olan arkadaşlar hazır bulunuyorlardı. üretimden kalkmış olan kumaş kartelalarımız,
evden getirdiğim sofra bezleri ve hasırları oturak niyetine serip üstüne oturduk. Kendini genç hisseden genç ruhlu arkadaşlar salıncağa, tahtarevelliye bindi. e bana izlemek düştü anca, genç deilmiyim ki neyim acaba :) oturduğum yerden beri pidemi yedim çayımı içtim.11 e doğru toplandı herkes biz kirazlık şube kadrosuyla bi de dondurma faslı yaptık ki aman diğer şubeler duymasın :) gerisi malum işe geldim işte baya bi yoruldum bi kenara sızıp dinlenim diyordum ki hakan abi aradı. aklıma karpuz kapuğu kaçtı tabeee. evinden gidip aldım tekkeköye geçtik bi mısır tarlasının fotolarını çektik. peşine kirazlık şubede bişeyler yedik ardından baruthaneye nd filtreleri kullanmaya. ama yok beğenmedim çektiklerimi. zaten ilk kez çektim nd ile. hakan abiyi bırakıp arkadaşları almaya şubeye geçtim ve günü böylece bitirdim :)

25 Temmuz 2011 Pazartesi

21-23 Temmuz İstanbul - Bursa









perşembe sabahı 6 gibi kalkıp selahattin abiyi alıp 7 de amasya bayisi ilkerle havaalanında buluştuk. pegasusla sabiha gökçene indik. ilk kez iniyordum oraya. koskoca havaalanı bomboş, çok da temiz lux. taksime atatürk havalimanından gittiğimiz mesafeyi aynı sürede aldık sayılır. aynı süre olmasa bile uçağın koltukları o kadar dardı ki otobüsle seyahat etmekten hiç bu kadar haz almamıştım.ilkerin hiç konuşmayan hatta akşama kadar dolaşmamıza rağmen sesini hiç duymadığımı düşündüğüm bir arkadaşı bizi havaalanından beri eşlik etti. taksimde havaştan inip mc de bişeyler yediler ben de mc flurry yedim en sevdiğimden :) yürüyerek beyoğlundan tophaneye götürüyordum grubu ki kılavuz ben olunca biraz kaybolup öyle bulduk aksesuarcıları :) akşama kadar star ve pasifikten ilker baya bişey aldı.
saolsun ismail işimiz bitince aracıyla gelip aldı. ismail vergi müfettişi oldu artık. kutladım arkadaşımı.11-12 yaşımdan beri tanıyorum. beraber yedik içtik, uyuduk, okuldan kaçtık, ders de çalıştık tabii :) lise üni hep beraberdik.
fatihe kilis sofrasına gidip karnımızı bi güzel doyurduk. peşine eminönüne inip ilkerin ark.ını gebzeye gitmesi için bırakıp bakırköye alışveriş merkezine gittik. adı aklımda kalmadı walla nereye gittiğimiz. avm de baya bi dolaştık turladık. oradan dönüşte selahattin abiyle ilkeri merterde metrobüse bıraktık. onlar ertesi gün uçakla samsuna geri döneceklerdi.
biz gittik eve. ismailin kendini bile serinletemeyen vantilatörünün karşısında terlerken aklıma bu aletin bozuk olduğu aklıma geldi. koşturarak migrosun kapanışına yetiştik bi vantilatör kaptık raftan peşine yol üstünde kokerecimizi yedik :) ohhh afiyet olsun. sabaha kadar üfül üfül yattık.
10 gibi kalkıp cihangire van kahvaltı salonuna gittik .karnımızı doyurup bi kahveye oturup türk kahvemizi yudumladık.
aracımıza atlayıp karşıya amcamların oraya geçtik. cumaya 15 dakika kala vardık amcamlara. ismail camiye geçti ben de amcamlara. amcam beni görünce çok şaşırdı. murat amcam, biricik amcam içinden geçen coşkuları anlatmak istiyor,anlatamıyor, gözleri konuşuyordu.yengem dondurma ikram etti karşılıklı amcamla yedim. ben konuştum o dinledi. ilahi okudu bana. ezanın okunmasıyla amcama sarılıp öpüp camiye geçtim. cumadan sonra hemen bursaya doğru yola koyulduk. sabiha gökçenin orada port via mı via port mudur nedir bi avm ye uğrayıp biraz alışveriş yaptık. peşine feribotla yalovaya geçtik. bursaya girdiğimizde iphonedaki gps le ulucamiyi bulduk.
ulucamiye daha önce ünideyken gelmiştim diye hatırlıyorum ama hiç de hatırladığım gibi değildi. yani aklımda kalan ufacıcık bi camiymiş. ya beni ulucami diye başka camiye getirmişler ki böyle bişey yapmazlar ya da ben unutmuşum :) en ilgimi çeken taraf ki muhakkak herkesin de ilgisini aynı şey çekiyordur caminin içinde şadırvan oluşuydu. keşke slr makinem olsaydı da bi kaç kare alabilseydim ama cep telle idare etmek zorunda kaldım işte.
camiden çıkıp iskender kebabı bulan kişinin lokantası iskendere gittik. bana kalsa ya burası bursa nerde yesek samsundan iyidir diye düşündüm iskenderi ama ismail ısrarla aradı ve buldu çocuk. bu hayatımda yediğimi hatırladığım ve belki de yiyeceğim en iyi iskenderdi. helal olsun çok güzel olmuştu.
aracımızı park ettiğimiz yere gidip otoparkta üstümüzü değişip düğün moduna giriverdik hemen :) iphone un gps iyle sukaypark ı aradık ama bu sefer yanlış yola gittik. neyse ki sora sora bulduk. muhammed le aynı masaya oturduk. yusufun yanına gittik yemeğini yerken. eski günlerden 2 dakka da olsa lafladık.
biz 4 kişiydik. ismail yusuf ben maho. hep beraber gezerdik. 2 si evlendi gitti kaldık ismaille ben başbaşa :) bakalım sonumuz nolcak...
gece 23 e kadar ordaydık maho izmire biz de istanbula dönecektik. yusufun hem de dogum gunu oldugundan pastasını kestikten sonra müsaade isteyip yola çıktık. malı arap faikten alıyorum yalovaya kadar da ben kullandım aracı . (şaka şaka ne malı :) feribot iskelesinde baya bi bekledik ,çok sıra vardı. arabada uyudum. gece 3 dü eve geldiğimizde.
sabah kalkınca saolsun tekürcüğüm beni havalanına bıraktı. ve samsunnnnnnnn :)


3 Temmuz 2011 Pazar

Sinop Dikmen Yağlı Güreş ve Sırık Kebabı Festivali

























































































































































Fotoğrafların konumlandırılması biraz anormal oldu ama idare edin. sabah kahvaltısı altta kebap festivali üstte kaldı.
Sabah 7 de mustafa güral la beraber midibüsün gelmesini bekledik. mustafa beni satıp ön tarafa oturdu :) ben en arkaya geçtim. Alaçam ilk durağımız oldu. Aracımızdan inip alaçam ilçe merkezinde makinelerimizle bir tur attık. Pazar olmasından kaynaklı sokaklar boş sayılırdı. öyle yarım saat gezindik çekmeye değer pek bişey de çıkmadı peşine meydanda buluşup otobüsümüzle kahvaltı için sahil tarafında bir piknik alanına gittik.semaverde çay eşliğinde ağaçların gölgesinde ahşaptan masalarda tüm fokus ekibi kahvaltımızı yaptık. saolsun başkanımız mustafa abi güzel çay servisi yaptı kulakları çınlasın :)
kahvaltı ardından yolumuza devam ettik 1 saat kadar sonra dikmen'e ulaştık.
dikmen ufak ,şirin,sakin bir ilçe gibi göründü gözüme. iner inmez güreşlerin yapıldı alana doğru hareket ettik. içeri giriş 10 tl imiş. böyle ufak bir ilçede bu giriş ücreti gözüme biraz fazla göründü. samsunsporun 1.ligdeki maçlarında kale arkasından 5 tl ye bilet alınabildiği göz önünde tutulunca yüksek deil midir ki ? neyse 5-10 dakika bekleyişin ardından basın kapısından gireceğimiz söylendi . basın kapısı dedikleri 1-2 görevli ve polisin durduğu bahçe kapısıymış meğersem. fotoğraf makineleri olanı basından kabul ediyorlar arkadaşlar aramızda olmayan misafirleri az daha içeri almıyorlardı onlar da basından diyip aldırdık :)
Romadaki kolezyum kadar olmasa da güreş yapılan meydan ilçeye yetecek büyüklükteydi diye düşünüyorum. tribünler baya kalabalıktı. protokol çok kalabalıktı. ilçenin ileri gelenleri ve sinop dan mesela iş adamları falan alana teşrif ettiklerinde isimleri anons edilip davul zurna yanlarında beraber yürüyüp protokoldeki yerlerini alıyorlardı. böyle bir şey görünce bizim derneğin girişinin çok mütevazi olduğu kanaatine kapılmıştım ki birden derneğimizin ismi anons edildi bir baktım mikrofon elinde adam sizi tanıyalım dedi mikrofon kendi ağzında benim ismimi sordu. adama diyorum diyorum anlamıyor beyat diyorum ay berat yane beyat anlıyor begat anlıyor. dedim içimden Allah belanı vermesin hemi. beyat gecesinin beyatı yahu dedim
hee berat dedi nihayet anladı doğru anons etti.
alanda güreşçiler güreşirken biz de içlerinde alanın ortasında fotoğraflarını çektik.
öğlen gibi karnımız acıkınca sırık kebabının tadına bakmak amaçlı gidip bir kuzu alıverdik :) oturup bir masaya yedik afiyetle. peşine tekrar güreş sahasına.
güreşçiler ortada güreşirken ilçenin kalkınması amaçlı ilçe ileri gelenlerinden para toplanıldı.ilk kişi anons edilip kalktığında hani ilçenin ileri geleni ve protokolde ya dusundum kendi kendime kaç bin tl verecekki acaba diye. birden 250 tl diyince tuhafıma gitti. demek ki ödeme gucu o kadar ama ne bilim bana az gibi geldi. güreş ağası seçildi o baya fazla meblağ verdi, adam haketti omuzların üstüne alınıp sahada bir tur attılar ağa beyefendiyle.
akşama 7 gibi toplanıp sahadan ayrıldık otobüsümüze binip samsuna doğru hareket ettik. gün batımı fotosu çekmek için yakakentte durduk ama ben pek bişey çekemedim. beceri lazım işte ya.
peşine tekrar yola çıktık bafrada durduk hep beraber otobüsten inip balkaymak dondurması yedik. 22:15 gibi evde indim.
gazi şubenin ışıkları açık kalmış işte gidip şubemin ışıklarını kapadım geldim samsuna kadar.
eve geldiğimde baya bi yorulmuştum ama herşeye değdi diyebilirim.