09 Aralık 2009 Çarşamba

... SOUTH AFRICA ...

Tabla Mountain ( Masa Dağı )
Cape Town


Nicholas 'ın evinin bahçesinde et dağıtım anında


Johannesburgdaki bir Türk Koleji bahçesi




Penguenlerin yaşadığı bi yer. Cape Town




Cape Town botanik bahçesinde çektiğim bir yusufcuk olsa gerek





Cape Town kuş cennetinden...






















Johannesburgdaki kaldığımız SemaTürk Koleji




Nicholas








Sema Türk Kolejinde bayram sabahı

























gezdiğimiz minibüste 5 lt liik su aldığımızdan içmeye de bardak olmadığından şişeye değdirmeden su içmeye çalışırken :)

















Cami avlusunda et dağıtırken












Masa Dağı/ Cape Town
Fotoğraf üstadım
Doktor Hakan Özsaraç








Fok Adası / Cape Town






Ümit Burnu / Cape Town











































Hint Ve Atlas Okyanusunun birleştiği nokta / Cape Town
































Casino nun bulunduğu dev alışveriş merkezi
/ Johanessburg




















Johannesburg Botanik Bahçesi














kalkıp rutin ise gittim kasım ayının 25 i sabahı. personelle falan vedalasıp umit beyle beraber bolge mudurlugune gidip oradakilerle vedalastım. 11:30 da kalkacak olan ucagımız rotar yaptı diye havaalanına benden once giden arkadaslar aradıgından bolge mudurlugunde biraz daha kaldım peşine saat 1 e dogru gittim havaalanına. e tabi oyle ters bir gune denk geldi ki bu gezi tum turkiyede 2.5 milyon memur grev yaparken yane ataturk havaalanında kuledeki ark.lar da o kadar yuksek maası alıp da greve katılıp isi yavaslatınca bizim ucak bekledi. o arada kontrol kulesine cıktık, enteresan geldi bana hatta oradakilere de söyledim. cok teknolojik aletler beklerken turist ömer uzayda filminde gorduklerimden pek farkı olmadıgını gördüm oradaki aletlerin. saat 16 gibi ucagımız havalandı. güya 12 gibi istanbulda olup gezecektik zaman gazetesine falan gidip yemek yicektik. yalan oldu hepsi. koştura koştura dış hatlara gidip valizlerimizi verdik. en son biz bindiğimizden ucaga grup olarak yanyana deil bölük pörçük oturduk.15 kisi gittik toplamda. Saymer olarak gezi duzenlendi. saglıklı yasam dernegi. grupta 9 doktor 5 ogretmen bi de ben vardım iste. once 2 saat kahireye orada 2-3 saat bekledikten sonra da 8 saat johannesburga uctuk.ortadaki 4 lu koltuga oturdum yanıma da guney afrikalı muhammed adında 65 yasında bi amca oturdu. baya bi muhabbet ettik. indik sonunda. gelirken bu ulkede cay icilmediği icin cay bardagi olmadıgından turk kolejindeki ogretmenlerin cay bardagı talebi olmus o yuzden 200 tane bardak aldım ,cay tabagı,çay kaşıgı falan. baya bi koli olmustu. cam bardaklar sakın kırılmasın diye de personele demiştim adam gibi sarın kırılmasın kolileyin. geldi birisi yanıma berat bey cok guzel koliledik zaten ustune de yazdık dikkat kırılır diye , dedim aferim de ingilizce mi yazdınız :) tabii turkce yazmıslar baya bi gulduydum :)

bizi havaalanından aldılar bir minibusle ve goturduler turk kolejine. Aman Allahım anlatırlardı 180 ulkede 100 lerce turk koleji var toplamda diye hikaye dinler gibi dinlerdim. demek karsılasınca insan anlıyor kıymetini degerini. afrikada bir kurtarılmıs bolge gibime geldi. topragı opmek ister ya insan memleketine gidince öyle hissettim sanki. hala turkiyedeyim gibi. sanki hic cıkmadim disari. biraz dinlendikten sonra dediler toplantı salonuna geliniz. cocuklar bi gosteri yapacaklar. 4 afrikalı cocuk .... oynadı . pesine aldı biri mikrofonu 20 kusurlu yaslarda . turkce merhaba dedi. dedim icimdem herhalde bize jest olsun diye 1-2 kelime turkce ogrettiler. dedi bu kolejde ogretmenim ben. bu kolejde okudum. peşine uni okudum. kolejden mezun olunca musluman oldum okuyup okuluma ogretmen olarak geri döndüm. cocuk hepsini turkce söyledi. diğerlerini bilmiyorum ama ben şok oldum. tv den görürdüm böyle turkce konusan yabancı cocukları cok sıradan gelirdi ama orada bi baska bi tuhaf, olmaz olamazzzz turkceyi nasıl ogrenir bu afrikalı cocuk bir ingiliz somurgesi olan ulkede diyor. bu ne buyuk basarı ulkemiz icin. konusmasına devam etti. 9 kardeştik biz. 4-5 i aids, soygun sırasında girdiği silahlı catısmada öldü, 2 abim soygundan dolayı 15 er yıl hapis cezası aldilar. ben ,siz ve sizin gibiler sayesinde 2 dunyamı da kurtardim çok şükür ama benim eski halimdeki gibi milyonlarca insan var. bir sessiz cıglıgın sesi oldu orada nicholas. nicholasdan sonra duygu ve dusuncelerini almak icin dis hekimi istemihan keskin abiye verdiler mikrofonu. dedi bu ulkedeki tum kolejleri kurmaya sebep birtek nicholasın musluman olması olabilirdi dedi. bir tek kisi icin dahi olsa tum kolejlerin kurulmasına para harcanılmasına deger. hemen bazı arkadaslarımın soyledikleri geldi aklıma. turkiyede adam mı kalmadı da guney afrikaya gidiyorsunuz. yemen kurban cd sini izlemiştim gecen yıl. diyordu adam Rabbine ya Rab bu kadar fakir fukara insanı yarattın da onlara neden yardım etmiyorsun. bir cevap geliyodu ona, 'Seni yarattım ya' diye. dinimizin bayragını tarihte hep türk milleti dalgalandırmıs ve hep dunya capında dusunmusler. zaten biz bize verilen vazifeyi yapmayıp da bu ulkelere gidip yardım elini uzatmazsak bu kadar imkan elimizdeyken ,diger dunyada nice nicholaslar olur hesabını vermek zorunda kaldıgımız. o hesabın altında ezilir gideriz sanirsam.

konusmaların bitiminde lunaparka gittik. baya bişeylere bindik, cok eglendik altın madeni vardı oraya indik. cok eglendik, cok guzel oldu. peşine nereye gittik ki hatırlamıyorum :) yaa kac gun gecti ama kabahat bende sırf fotoları bekledim sunu yazmam icin fotolar geldi simdi de sergiye koyulacaklar diye o fotoları yayınlamıyorum. neyse fotolardan hatırladim balık restoranına gittik adı da bilmem ne basket di south basket olabilir. yemekten sonra okula döndük. otelde kalacagımız söylenmişti turkiyeden gelirken. ona gore kendimi sartlandırmısken yurtta kalacagımız denilince dedim yaa amann olurmu öyle şey. koca adamlar ne isimiz var ranzada yatacaz. iyi ki yurtta 6 kisi bir odada kalmısız.2 hakan abi, istemihan abi umit hoca ben bi gece de selim abi aynı odada kaldık. selim abi bi gece dayanabildi o kadar adamın horlamasına. resmen bir yarıs vardı,horlama yarısı. diyordum yaa nolur ilk ben uyim sonra siz uyuyun daaa :)

ertesi sabah , bayram sabahı kalktık camiye gittik. camiye gittik derken okulun bahcesinde camisi vardı zaten. herkese açık. ezan okunan. musluman mahallelerinde ezanın okunmasına musaade ediyorlarmıs. hersey ingilizce zaten turk imam hutbe yaptı ingilizce cami komple turk dolu 1-2 afrikalı var :) namaz bitiminde cami icinde bayramlasma. selim abinin gecen yıl afrika gezisinden kalma afrikan parası rantları dagıttım bayramlastıgım ufaklıklara. pesine gidip yattık. saat 10 da kalktık kahvaltı icin ki aman Allahım okulun bahcesi insanlarla dolu. herkes turk. afrikanın cesitli sehirlerinden sırf bayramı iliklerine kadar hissetmek icin gelmişler koleje bayramlasmaya ailelerini yanlarına alıp. kahvaltıda kavurma, su böreği poğaca saolsun yengeler yapmıslar hep. turkiyedeki bayram sabahını aratmadılar bize. peşine etler hazırlandı yola cıktık baya bi yol gittikten sonra cuma namazı icin bir camide durduk. ezanı bekledik falan. hoca hutbeye cıktı ömrümün en uzun cuma hutbesiydi tam 1 saat ! hutbeden sonra ozur diledi zaten cok uzun tuttugunu dusunerekten kendisi. saat 2 de cıktık cumadan et dolu kamyon cami avlusundaydı. etlerimizi dagıttık. daha dogrusu arkadaslar dagıttılar ben foto cektim. et dagıtımı bittikten sonra okula tekrar gidip diger grupla bulusup bu sefer hıristiyan mahallelere gidip kapı kapı kendimizi tanıtıp dagıtım yaptık. insanlar sasırıyorlar bedavaya bisey veriyoruz diye. oradaki etleri bitirince diger turk kolejini ziyaret ettik. ve pesine okulumuza döndük.johannesburgda guvenlik sıkıntı oldugundan aksam 5 den sonra dısarı cıkamadık öyle ki gunduz bile bir tane beyaz dolasmıyor caddelerde. tum evler mustakil ve etrafları duvarla cevrili duvarın ustu dikenli tel ve tellere de elektrik vermişler. bu kadar sorun yane...

2.gun sabahı botanik bahcesine gittik, baya bi foto cektik, ordekler falan vardı sırf cekecez diye ordek pisliklerinin ustune yattık hakan abiyle :) bu afrikada foto cekmeyi, ve cekerken de nasıl sekilden sekile girilmesi gerektigini ogrendim :)

botanik bahcesinden sonra bi avm de bulunan 50 katlı kulenin tepesine sırf sehri gormek icin , ardından bir pazar yerine alısverise gittik. orada bolca anahtarlık ve 3-5 tane devekusu yumurtası aldım :) mc donalds a ugrayıp dondurma yedikten sonra nicholasın evine gittik. orada et dagıtımı yaptık, mahalleli toplanmıs komple , bize dans gosterisi falan yaptılar. cok guzel goruntuler vardı.

3.gun sabahı kuş çiftligine gittik. ogleden sonra aslan ciftligine , peşine timsah ciftligine. oradan cıkınca da istanbullu bir esnafın selimiye caminin aynısını yaptırmak icin aldıgı 20 dönümlük araziye gittik. daha dogrusu ondan önce mangal yedik peşine oraya gittik :) camii yanına medrese yanına da turk koleji 300 kisinin okuyacagı. 300 cocugun bursunun da o abi tarafından karsılanacagını duyunca baya bi şaşırdım. gerci toplam inşaat bedeli 20 milyon dolarken. Allah razı olsun... hee bi de bir casino nun oldugu bir avm ye gittik super yer yapmıs adamlar. aksam okula gidip artık cape town icin hazırlıga basladık.

p.tesi sabahı kalkıp cape towna yola cıktık. o kadar yorgundum ki ucagın kalkısını bile hatırlamıyorum. 1600 km mesafe, 2 saat sürdü. turk bir cocuk karsıladı bizi ahmet diye peşine mehmet diye bir cocuk geldi. fok adasına gittik kayalıkların oldugu her tarafın fokla kaplı oldugu ufak adacık. oradan ayrılıp penguenlerin oldugu bir yere gittik. sonra hint ve atlas okyanusunun birleştiği yere peşine de ümit burnuna. afrika kıtasının taaa en guney ucuna gittik. yolda bir maymun cinsi olan babunlar, devekusları falan geziyorlar. cok dogal bir ortam.

aksam kalacagımız otele gittik. mehmet ve ahmet efendiler megersem komisyon almaya calısıyorlarmıs bizi gezdirdiklerinden uyanıp erkenden cıngar cıkardım. otelden komisyon almasınlar diye kredi kartımla ödedim tum odaların parasını dedim nakiti bana verin siz. onlar komisyon almasın. aksamleyin otelin yanındaki avm deki mc de balık yedik hakan abiyle zaten gece de beraber kaldık odada.

ertesi gun o sehirden sorumlu abi gelip özür diledi. bizle pek alakası olmayan 2 turk genci ,sırf yetiştiremediklerinden onlara rica etmişler bizi gezdirmelerini. neyse bu kadar guzelliğin yanında olur o kadar diken.

sabah kahvaltıyı otelde yaptıktan sonra Masa Dağına cıktık teleferikle . adı gibi dagın en tepesi masa gibi dumduz . orada bi yarım saat kaldıktan sonra dev akvaryuma peşine de botanik bahcesine gittik. onun pesine star turk kolejine ugrayıp pizza yiyip havaalanına.

ucak biletlerimizi yanlıslıkla bir ertesi gune aldıklarından ucaga son anda tam kadro binebildik. johannesburg havaalanında 3-4 saat bekledik. ucaga 1 saat kala umit abinin cantası calındı. koşarak polis merkezine gittim. derdimi anlattım ama cok rahat adamlar adam tuttu yanımda bufeye gidip sakız aldı, dedim ya napıyonuz 1 saat sonra ucak kalkacak arkaadasın pasaportu icinde cildirttilar beni. ne yazık ki bulamadık cantayı umit abi kaldı afrikada (konsolosluktan gecici pasaport cıkartıp bizden 1 gun sonra geldi turkiyeye )

ucakta hakan abiyle oturduk benim lap topdan hababam sınıfını izledik :)mısıra indik. mısırdan klkarken ucak hicbirsey hatırlamıyorum zaten oyle uyumusum. geldik turkiyeye. indik taksilerle gittik zaman gazetesine. oglen yemeğini yedik. peşine kantine oturduk. en cok turk yemeklerini ve alaturka tuvaleti ozlemişim :) orada biraz dinlenip airport outlet e gittik. alısveris falan yapmayıp ilk gordugumuz madoda oturduk. 18:30 ucagıyla samsuna geldik. cape town dan 4 de baslayan ucak yolculugumuz ertesi gun 8 de bitti işte. toplam 28 saat.
2.200 kadar foto cekmişim :) kendim rekor kırdım 6 gunde :)

bu afrika neler ogretti bana ... kurbanlarımı ihtiyac sahibi insanların yanında gecirmem gerektiğini. maddi olsun manevi olsun bu insanlara destek amaclı var gucumuzle calısmamız gerektiğini. bize cok fazla is dustugunu ... yerde,havada,ayakta,sürünme pozisyonunda foto cekmeyi, 8000 km öteye üstüne türkçe 'dikkat kırılır !' yazıp da hiçbir bardağı kırmadan götürebilmeyi, yine aynı şekilde oradan deve kuşu yumurtalarını kırmadan getirmeyi ( en cok bunu hakan ve istemihan abiler öğrendi :) ,yabancı dil öğrendiğime, müslüman ve bu hizmeti maneviye içinde olduğuma şükretmeyi öğretti.

doktor hakan abi en buyuk kazanımım oldu benim icin. diger doktor ve ogretmen abilerle de cok samimi oldum. ama onun yeri ayrı. fotograf cekmeyi selcuk abiden sonra o ogretti bana saolsun. ustadlarımdan birisi oldu boylece...



Cape Town daki Türk Koleji


































































































































































02 Kasım 2009 Pazartesi

ilk fotom


Sevgili Selcuk Abimin katkılariyle bu fotoyu elde ettim. onun ogrettiklerinden feyz alaraktan. saolsun cerceveyi de o yaptı. yolun basında oldugumdan zaten cok seyi hala bilmiyorum. ama bugun kursta annadım ki harbi cok sey ogretmis bana saolsun.
tum cesaretimi toplayıp fotokritige gercek ismimle uye olup bu fotoyu da yukledim. 2 kişi yapıcı eleştiri yazdı. begenmişler. 1 kişi favorilerine eklemiş. bi sevindim bi sevindim walla hediye bi zigon gonderesim geldi adama :) mail attım tsk icin. dedi ilkler unutulmaz zaten :)

29 Ekim 2009 Perşembe

23-25 ekim rize trabzon gezimiz....

23 ekim akşamı samsundan 2 araçla saat 6 gibi çıktık yola. benim araçta selim ve savaş abiler. diğer araçta enginle aşkın. akçaabata kadar ben kullandım aracı. gırgır şamata. akçaabatta necla ablamıdır nedir onun yerinde laz böreği yedik. peşine yola devam. gece 12 gibi ridos kaplıca otele vardık. selahattin ve muhammed abiler bizi orada bekliyorlardı. lobide baya bi muhabbet ettik 1 saat kadar. selim abiyle aynı odada yattık.sabah kalkıp kahvaltı peşine de dışarda havuz vardı sıcacık su oraya girdik. havuza doğru uçan arkadaş engin mondi pazarlamadan.

kıbleyi tam tutturamasa da havada secdeye gitmeyi başardı :)
havuzda yüzdük arada çıkıp foto çektim. zaten o yüzden de bugun persembe hala grip ve boynum tutuk bir haldeyim :)

ridosta havuz muhabbetinden sonra duş alıp check out yaptık. durağımız oradan beri rize oldu. bekiroğlunda kuru,döner ve turbo (sütlaç içine kadayıf :) yedikten sonra ardeşene doğru yola çıktık. ardeşen bayisi yaşar abi karşıladı bizi. balıkçı barınaklarından bir yer almış. oraya gidip teknesiyle açıldık balık tuttuk. o kadar balık hayatımda tutmamıştım. atıyorum cekiyorum 3 tane , çekiyorum 5 tane . çok bereketliydi yaw.


bu foto da teknedeyken yanda balık tutan tekneleri çektim. güzel bir enstanteneydi paylaşmak istedim. gerçi kim bakıyorsa benim gunlugume bilmiyorum ya :) yeni fotograf makinemle çektiğim guzel pozlardan birisi diye dusunuyorum. gerçi tekneler bu kadar kalabalık olmayıp insanlar da modern giyimli olmasaydı o zaman daha bi anlamlı olurdu ama kadraj iyi, ışık kullanımı başarılı. beratcıgım sana 5 üstünden 4 veriyorum :) 1 puanı kırim de bu henüz çıraklık eserim. ustalık eserlerime kaç puan verecem yane :)
yarım kilo kadar balık tutup peşine aydere yola çıktık. ayderde 3 yatak odası+1 salonlu eve yerleştik. gece 12 gibi dışarı cıkıp turladık yaylada. 3 e kadar muhabbet edip yattık. sabah 8 de ayaktaydık. temiz hava muhabbetine camları açtılar. anlamıyorum ki bu temiz hava solumak için neden donmak zorundayım ben her seferinde.


ayderden inip zilkale denilen bir kaleye gittik. baya bi tepede konumlanmış. pek aşağıya düşmemek için muhafazası olmayan bir kaleydi. oradan ayrılıp trabzon sümela manastırına doğru yola çıktık. arabaya dağın yamacına park edip yarım saat tepeye kadar tırmandık. çıkarken diyordum çıkarız çıkarız bi de kapı kapalıysa ne gülerim hee diyordum. aynen dediğim çıktı. gerçi o yorgunluk ve sinirle pek gülemedim ama öyle tepede biraz durup aşağıya indik peşinden de akçaabatta cemil ustada köfte yiyip aşkınla beraber 3 saate samsuna geldik.. işte böööleeeee... :)

15 Ekim 2009 Perşembe

ve gazi subemiz....



10 ekim 2009 4.subemizin acılıs gunu. sıcak bir cumartesi gunu. liseden sınıf arkadasım canım bi tanem fatih geldi izmirden .. oglen gidip havaalanından onu aldım. baya da özlemişiz birbirimizi. özel bir işinden dolayı gelmiş ama olsun böyle özel bir gunumde yanımda olduğu için yine de cok sevindim... saolasın.




binamız 8 katlı, ortalama sanırsam 1300-1400 metrekare. harbiden çok şık bir bellona magazası oldu. açılışa kimler gelmedi ki. bayındırlık bakanı, vali,milletvekilleri, yerel belediyeler başkanları,ak parti il başkanı, sivil toplum örgütleri başkanları, vergi dairesi başkanı ,memduh boydak v.s. v.s. ...


konuşma yaptım bu sefer gene. gerçi bu seferki biraz son dakka aceleciliğine geldi. hızlı hızlı üstünkörü okudum resmen. gerçi begendiğini söyluyor insanlar ama beni kırmamak icin söylediklerini dusunuyorum saolsunlar. guzeldi hersey cok guzel. Allah daim etsin inş. Allah herkese nasip etsin böyle mutlu gunleri inş. akşama tum gunun yorgunlugunu coffee home da attık fatihle beraber. şu acılıstan sonra ustumden öyle bi yuk kalktı ki anlatamam. cok sukur bu da gecti bitti...




02 Ekim 2009 Cuma

karmasik gunler....

carsamba gunu istanbula aksesuar almak için yola çıktık. ömrümün en uzun istanbul yolculuğundan sonra rize bayisi muhammed abiyle buluştuk. selahattin bey ve muhammed abinin eniştesi erol abi 4 ümüz akşama kadar tophane-istoç aksesuarları hallettik. ve gece uçağıyla döndük.
dün sabah iş görüşmesi yaptık 2-3 tane. peşine faktör inşaatın sahibi levent ve arda ile leventin ofise gittik çay içtik. shelle geldim hidayet bey hesabından para cekilmiş bankaya gitti dediler. apar topar bankalara gidip hesapları dondurdum. tüm gün bunlarla cebelleşirken izmirden ablamdan bir telefon bunu da unutturdu. yeğenimin lösemisi tekrar nüksetmişti. 2 senedir tedavi görüyordu. daha geçen hafta formasını giyinip çantasını takıp odama gelmişti. bak dayı beğendin mi diye sormuştu. şimdi herşey uçtu gitti. tekrar kemoterapi başlayacak , sıkıntılı günler, sabretmemiz gereken günler tekrar kapımızda.
akşama da duydum ki bir aracımızın kabloları yanmış. çekici üstünde geldi gözümün önüne. 3 aracımız kazalı. tek araçla koca samsunun sevkıyatını bilmiyorum nasıl halledecez.
akşam eve dönerken batı parkta durup yeni fotoğraf makinemle denemeler yapıp yoldan bi dürüm alıp öyle geçtim.
Allahdan herşeyin hayırlısı....

22 Eylül 2009 Salı

ah dayım vah dayım...




Ramazan bayramı 1.günü . 10-15 yıldır gelenekselleşmiş hale gelen keşkek daveti var her zamanki gibi evimizin önünde. tüm akrabalarımızın dostlarımızın arkadaşlarımızın davetli olduğu her bayram en az 1000 kişinin evimize uğradığı bir davet...


kuzenim geldi dedi dayım yukarda diye. dedim hangi dayım. fatih dayımmış yukarıda olan.


en son 10 yaşımda gördüğüm anne ayrı baba bir dayım. son 20 yıldır ne fotosu ne bişeyini gördüğüm bir dayım. kaç yaşında oldugunu neye benzediğini hiçbirsey bilmiyordum hakkında...


görünce türk filmlerindeki gibi slow motion dayı, dayıcıgım dayım benim diye ustune koştum. herkes gülüştü baya bi :) zaten 35 yaşındaymış.. oturdum eee dayı son 20 yıldır naptın anlat bi bakalım dedim... akşama kadar baya bi laklakladık güzel oldu.


kardeşim köye gittiğinden keşkek yapımına geceden ben kalkacaktım ama uyanamadım... 2.gunu gittim mağazalara çalıştım 3.günü tüm gün evde oturup akşam ümmühan ablamlara oturmaya gittik ve simdi guzel evimdeki guzel odamdayım :)


16 Eylül 2009 Çarşamba

Hastahane önü...

gecen hafta persembeydi apar topar babam geldi koyden. ertesi sabahı devlet hastanesine yatırdık.mide kanaması üstüne böbrekteki taş eklenince sıkıntı olmustu babamın vucudu için. tetkikler rontgenler ultrasonlardan sonra bugun ameliyata girecekti. girdi 2 dakka sonra tel. babam ameliyattan cıkmıstı. narkozu vermeden doktor röntgene bakıp da taşı göremeyince ameliyata gerek kalmadıgını söyleyerekten babamı cıkardılar ameliyathaneden. birkaç saat sonra da benim işlerimden dolayı gidemedim ama kardeşim gidip çıkış işlemlerini yaptırıp çıkardı babamı. cok sukur, bin sukurler olsun... saglık gibisi varmı. kaybedilince anlasılıyor kıymeti. arada bir gitmek gormek lazım hastaneleri ibret almak icin.
sedyede birini tasıyordu hasta bakıcı. ön tekeri bi tumsege takıldı sedyenin. yardımcı olim dedim. kalktım koşturaraktan yardımcı olim diye kaldırdım önünü sedyenin. sedyedeki o anda bir ahhhh çekti.. baktım genç bir bayan. bakımlı birine benziyordu. yüzü gözü kan revan içinde kalmış ayagı falan sargıda. uzuldum dogrusu. ölüm de hastalık da böyle bişey olsa gerek. o da benim gibi kim bilir hangi arkadaslarıyla gülüyor eğleniyordu o vahim trafik kazası basına gelmeden . nerden bilebilirdi böyle bi kazanın hayatından belki de çok şeyler goturebileceğini. işte herkesin başına gelebiliyor ama kimse başına gelmeyecekmiş gibi mi davranıyor acaba. piyangodan 1 kisi trilyonlar kazanacak diye milyonlar katılıyor cekilişe ki ihtimal milyonlarla hesaplanıyor bu kaza ölüm işi başımıza geleceği aşikar zaten.
neyse cok konustum sanırsam....